• PROJE BİLGİLERİ

AHMET HAMDİ AKSEKİ CAMİİ

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI AHMET HAMDİ AKSEKİ CAMİİ

Tarihin derinliklerinden, geleceğin ufuklarına…

AHMET HAMDİ AKSEKİ CAMİİ


Diyanet İşleri Başkanlığı kampüsünün yanında inşa edilen Ahmet Hamdi Akseki Camii, Dinî ve Sosyal Hizmet Vakfı tarafından yaptırılmıştır. İnşaatı anahtar teslimi olarak ENDER İNŞAAT tarafından gerçekleştirilen cami, Eskişehir Yolu Bilkent Kavşağında, yer almaktadır. Hem bu konumu hem de metro ve otobüs duraklarının yanı başında olması yönüyle Ahmet Hamdi Akseki Camii, kendisine rahat ulaşabilmeleri için adeta cemaatine kucak açmış bir görüntü sergilemektedir.

Bütün çalışmaları, ENDER İNŞAAT bünyesinde bir araya gelmiş mimar ve mühendisler ekibi tarafından yapılan camide birçok “ilk”ler yer almaktadır. Sadelik ana fikri çerçevesinde projelendirilen caminin dekorasyon ve tezyinat projesi geleneksel sanatları bünyesinde barındıran bir detay zenginliğine sahiptir.

Cami külliyesi; 80.000 m2 kapalı alan, 20.618 m2 avlu, 11.087 m2 peyzaj alanından meydana gelmiştir. 3 bodrum katta 1860 araçlık kapalı otopark, depo alanları, stüdyo, gasilhane ile 80 adet WC ve 442 adet abdest alma ünitesi mevcuttur. Camide; kapalı alanda 5000 kişinin, cenaze namazları sırasında 30.000 kişinin rahatlıkla ibadetlerini yapabileceği alanlar oluşturulmuştur. Yeşil alan olarak düzenlenen cami avlusunda çiçeklikler, oturma alanları, süs havuzları, şelale ve cami mimarisine uygun simgesel şadırvan yer almaktadır. Peyzaj alanı, cemaat sirkülasyonuna uygun şekilde yaklaşık 18.000 adet ağaç ve bitkiyle donatılmıştır. Ayrıca alan içerisine yerleştirilen güneş saati ile geçmişle günümüz arasında bir bağ kurulması düşünülmüş.

Neoklasik tarzda tasarlanan camide süsleme unsuru Anadolu Selçuklu mimarisinin en önemli simgelerinden olan Selçuklu deseni esas alınmış, gerek 8 kollu gerekse 10 kollu Selçuklu yıldızı muhtelif yerlerde kullanılmıştır.

Camimizin dört fil ayağı üzerine oturan 33 metre çapındaki ana kubbesi, Türkiye’deki en büyük kubbelerden bir tanesidir. Bu ana kubbe ve etrafında yer alan dört yan kubbe ile mekân bütünlüğü sağlanmıştır

Kuzey cephesinde iki, doğu ve batı cephelerinde de iki adet olmak üzere 6 adet çift kanatlı kapı ile giriş sağlanmıştır. Bunun yanısıra Bodrumda bulunan üç katlı otoparktan da 4 adet merdiven ve 6 adet asansörle camiye ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca yürüyen merdivenler ve 3 adet asansörle birinci bodrum kattan cami avlusuna ulaşılabilmektedir.

Cami girişlerinde bütünlüğü bozmayacak ve rahat ulaşılabilecek alanlarda yeterli sayıda ayakkabılık için alanlar ayrılmıştır. Ayakkabılıklarda özel havalandırma ve dolu-boş sinyalizasyon sistemi kullanılmıştır.

Cami tezyinatında geleneksel sanatlarımızdan örnekler yer almış, abartıdan ve gösterişten uzak kalınmaya çalışılmıştır. Selçuklu yıldız motifi ile tasarlanmış rölyefli taş çini, füzyon cam, sedef kakma ve kündekâri gibi geleneksel sanatlar cami dekorasyon konseptini oluşturmaktadır. 
Kıble cephesinde bulunan mihrap, minber ve kürsü, birbiri ile uyumlu ve mekân–boyut ilişkisi göz önünde bulundurularak, cemaat bütünlüğünü de bozmayacak şekilde planlanmıştır.

Osmanlı dönemi camilerinde tercih edilen Marmara mermeri, minber ve kürsüde sonsuzluk düğümü felsefesinden hareketle altın varak ile bütünleştirilmiştir. Mihrap nişi içerisinde bugüne kadar yapılmamış 8 asabalı mukarnas, Mimar Necip Dinç tarafından özel olarak tasarlanmıştır. 
Çarkıfelek kollarında yedi farklı kalemin bir arada kullanılması ve mihrap kuşak yazısının ışıkla yazılması hat sanatında ilk kez Ahmet Hamdi Akseki Camiinde uygulanmıştır.

Cami dekorasyon ve tezyinat projesinde kullanılan malzemeler, akustik ölçüm değerlerine göre seçilmiştir.
8 kollu yıldız kesitli, 66 metre yüksekliğindeki 4 adet minare ve cami cephesi, açık renk doğal taş olan travertenle kaplanmıştır. 
Musalla taşının yer aldığı mekânın tavanındaki 8 kollu Selçuklu yıldız motifi, sonsuz ilahî yaşama ait anlamların birlikte hayat bulduğu bir sembolizme sahiptir ve sekiz cennet kapısını temsil etmektedir. Musalla taşı arkasındaki havuza akan su perdesi ile desteklenen bu kompozisyon, cennete uğurlama temennisini çağrıştırmaktadır.

Cami alt zemin katında, cemaatin namaz vakitleri dışında zaman geçireceği sergi salonları, kitap satış reyonları, dükkânlar ve dinlenme alanları tasarlanmış, havuz etrafındaki bitkilerle mekân, renkli ve canlı bir alana dönüştürülmüştür.
Engelli vatandaşlarımız için Rampa, asansör ve yürüyen merdivenlerle cami ve sosyal mekânlara rahatlıkla ulaşım imkânı sağlanmıştır.
Yağmur ve kullanma suları farklı depolarda toplanıp arıtılarak bahçe sulamada kullanılmaktadır. Camide, enerji tasarruflu aydınlatma armatürleri ve otomasyon sistemi sayesinde % 90 oranında enerji tasarrufu sağlanmıştır.

MİMARİ TEKNİK ÖZELLİKLER

ÇİNİ:

Çini tarihinde ilk kez kabartma olarak imal edilmiş taş çini kullanılmıştır. 10 kollu Selçuklu yıldız motifinin zemini turkuaz olup, kabartma bölümü göz akı beyazından oluşmaktadır. Bünyesinde %80-85 oranında kuvars bulunan çamurdan tap tap yöntemi ile elde imal edilmiştir. Mahfil katında yer alan çini panolar sanatçı Mehmet Koçer tarafından tasarlanmıştır.

SEDEF KAKMA:
Minber kapısı ve kürsü alın ve tablasında on kollu yıldız motifi ceviz ağacı üzerine sedef ve bağa kakma olarak işlenmiştir. Yan giriş holünde bulunan sedef pano, eser-i İstanbul tarzında yapılmış olup dünyada eşi benzeri yoktur. Ayrıca Kur’an mahfazaları, Ahmet Hamdi Akseki Camii formunu oluşturan kubbe tasarımından esinlenerek biçimlendirilmiştir. Cami içinde yer alan sedef kakma işleri sedefkâr Hilmi Emekli ve ekibi tarafından yapılmıştır.

HAT:
Caminin özgün hatları Hattat Hüseyin Kutlu tarafından yazılmıştır. Kubbe merkezinde Şems Suresi (1-7) ayetleri bulunmaktadır. Bu ayetlerde Allah Teâlâ Güneşe, Aya, gündüze, geceye, yeryüzüne, gökyüzüne ve her bir nefse yemin ederek bunlara dikkatimizi çekiyor. Ayetlerin baş tarafında bulunan “vav" lara "vav-ı kasem" yani yemin için kullanılan "vav" denir. Bu vav’lar bunun için dikkat çekecek şekilde büyük yazılmıştır. Vav’ların yedi tanesi insanın dışındaki varlık âlemine (âfâkî âlem), sekizincisi ise insanın iç âlemine (enfüsî âlem) işaret etmektedir. Vav harflerinin dairevî biçimde sıralanışı, zerrelerden kürelere kadar tüm varlık âleminin hem kendi etrafında hem de ait oldukları sistemin yörüngesinde döndüklerini ifade eder.

Kubbede yer alan "çark-ı felek" kolları içerisinde bulunan celî sülüs hatlar, hat sanatı tarihinde ilk defa perspektif kullanılarak yazılmıştır. Yedi ayrı kalemle gerçekleştirilen bu yeni uygulamada kalem geçişleri hissedilmemektedir. Çark-ı felek kolları kubbe merkezinde bulunan vav’ların sayısı kadar yani sekiz adettir. Vav’larla yapılmak istenen simgeli anlatım çark-ı felekte de devam ettirilmiştir. Çark-ı felek kollarındaki perspektif ilâhî vahyin yukarıdan aşağıya nüzulünü (inişini) ifade içindir. Ayrıca kolların kıvrılarak ve genişleyerek merkezden kubbe eteğine doğru gelişi vahyin dalga dalga, azar azar gelişine benzetilebilir. Zîra bu sekiz kolda yer alan ayetler tesbih ayetleridir. Tesbihin yüzme anlamına da gelen "sebeha" kökünden geldiği dikkate alınınca kubbe, insan idrakini aciz bırakan nâ-mütenâhî boşluk ve o boşlukta, yaratıldığı günden beri yüzen sayısız sistemleri hatırlatır. Bu düşüncelere dalan insanın yüce kudret karşısında secdeye kapanmaması mümkün mü?

Kubbe kuşağında "Esmâü`l-Husnâ" ile ilgili ayetler, hadisler ve Allah (c.c.) ın doksan dokuz güzel ismi celî sülüsle yazılmıştır. Bu ise Cenâb-ı Hakkın varlık âlemine esmâsıyla tecellî edip tamamını kuşattığını anlatmak içindir.

Caminin dört cephesinde yer alan yay kirişlerde kırk hadis-i şerîf yine celî sülüs hatla yazılmıştır. Bu yay kirişler olmadan kubbenin ayakta kalabilmesi nasıl mümkün değilse, sünnet-i seniyye olmadan kubbenin simgelediği muhtevanın da kalıcı olması düşünülemez.

Aslan göğüslerinde "ve min âyetihî" `O`nun ayetlerindendir` diye başlayan ayetler müdevver celî sülüsle yazılmıştır. Ayetler seçilirken yine simgeli anlatım dikkate alınmıştır. Dört aslan göğsünde sırasıyla teakkul (aklı kullanma), tefekkür (fikrî derinlik), teşekkür (sahip kılındığı nimetlerin bilincinde olma) ve teabbüd (kulluk) üzerine dikkat çekilmek istenmiştir.

Mihrab kuşağında "Ayete`l-kursî" müşebbek olarak lazer tekniğiyle işlenmiştir. Huzurunda el bağlayıp durduğumuz ve yüceliği karşısında başımızı secdeye koyduğumuz ma’budumuz Allah bize kendisini bu âyet’i-kerimede tanıtıyor. Mihrap kitabesinde, namaz kılarken yüzümüzü kıbleye çevirmemizi emreden "fe-velli vecheke şadra`l-mescidi`l-haram" âyeti bulunmaktadır. Hanımlar mahfilinde çiçek motifleriyle bezeli panoda yirmi dört hanım sahabînin isimleri yine bu camide ilk olarak yazılmıştır. Onların yüce meziyetleri, haklarında destanlar yazılacak niteliğe ve zenginliğe sahiptir.

Kuzey girişinde yer alan havuz içindeki yazılardan biri “fezkürûnî ezkürküm” siz beni anın ki ben de sizi anayım, siz beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Camiye giren kişiyi Allah bu mesajla uyarıyor. Kul yoktan var edildiğinin ve bir yaratıcısı olduğunun bilinciyle, diliyle, kalbiyle Allah’ı zikrederek, anarak camiye girmiş oluyor.
Kuzey girişinde yer alan havuz içindeki yazılardan diğeri “inne ekrameküm indallahi etkaküm" sizin en şerefliniz Allah’tan en çok sakınanınızdır. Kullar arasında hiçbir fark yoktur. Cami Allah’ın huzurudur, Allah’ın huzurunda bütün kullar eşittir.

Kuzey girişinde yer alan havuz içindeki yazılardan “ve cealnâ mine`l-mâi külle şey`in hayyin” “Biz suyla her şeye hayat verdik, anlamına geliyor. Suyun yanıcı ve patlayıcı iki gazdan meydana geliyor olması, olağanüstü bir ibret nişanesidir. İnsanın felaketine sebep olan hidrojen ve oksijenin birleşerek su olup, insana hayat veriyor olması üzerinde düşünülmesi ve gerekli dersin çıkarılması için mesaj olarak yazılmıştır.

Kuzey girişinde yer alan havuz içindeki yazılardan “ve yünezzilü mines-semâi mâen li-yutahhiraküm bihî" temizliğiniz için semadan yağmuru indirdik, ayeti de su ile ilgilidir.

CAMİ İÇİNDE YER ALAN HATLARIN MEALLERİ:
ASLAN GÖĞÜSLERİ:

Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip yeryüzünü ölümünden sonra onunla diriltmesi, O’nun ( kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır. (er-Rûm, 30/24)

Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. (er-Rûm, 30/21)

Rüzgarları yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. (er-Rûm, 30/46)

Gece, gündüz, Güneş ve Ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve Aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin. (Fussilet, 41/37)

Aslan göğüslerinde yer alan ayetler taakkud, taabbüd, teşekkür ve tefekkür olarak anlamca birbirini tamamlamaktadır.

KUBBE MERKEZİ:
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, O’nu izlediğinde aya andolsun, O’nu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, O’nu bürüdüğünde geceye andolsun, göğe ve onu bina edene andolsun, yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene andolsun.

ÇARKIFELEK KOLLARI:
Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi) dir. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. (Yasin, 36/36-40)

Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. (Yasin, 36/82-83)

Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. (Saffat, 37/180-182)

Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tesbih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd da O’na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır. (Teğâbun, 64/1-3)

Göklerde ve yerdeki her şey Allah’ı tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Hadîd, 57/1-2)

TEZYİNAT:
Cami içindeki hat yazıları, tezyini süslemeler ve bunların altın varak kaplanması işleri Nakkaş Semih İrteş tarafından yapılmıştır. Çarkıfelek kollarında, aslan göğüslerinde, kubbe kuşağında ve yay kirişlerde bulunan hat yazıları ile kubbe kuşağında ve tavanlarda bulunan hendesi ve rûmî motifler naht tekniğinde (rölyefli ahşap kesim) yapılmıştır. Ayrıca aslan göğüsleri ve çarkıfelek kolları kenarlarında malakari (alçı kabartma) tekniği kullanılarak Osmanlı ve Selçuklu tezyinatının baş öğeleri caminin modern üslûbuyla bütünleştirilmiştir.

CAMİ İÇİNDE KULLANILAN MOTİFLER:
Sekiz Kollu Yıldız: Zahirî, görünür olan, bu dünyaya ait ve batınî, gizli yani sonsuz ilâhî yaşama ait anlamların birlikte hayat bulduğu bir sembolizme sahiptir. Sekiz sayısı; dört ana yön ve dört ara yön ile birlikte yaşamın hüküm sürdüğü evrene karşılık geldiği gibi aynı zamanda Allah’ın merhameti gazabından büyük olduğu için sekiz cennete gönderme yapmaktadır.

On Kollu Yıldız: On sayısı tamlık ve mükemmellik sayısı olarak kabul edilmiştir. İslamiyet algısı içinde on kollu yıldız tam ve mükemmelliğin Allah tarafından bahşedildiğinin ve bunun Allah’ın rızası için kullanılması gerektiğinin bir hatırlatması olarak görülmüştür. Allah’ın varlığının ve birliğinin kusursuz düzeni geometrik desenlerle ifade edilmiştir. Tekrar eden geometrik motifler, Allah’ın kurduğu kusursuz düzenin ahenk ile devamlılığının bir yansımasıdır.

Sonsuzluk Düğümü: Kare formu ile beraber düşünüldüğünde, sonsuzluk düğümünde karenin bir anlamda İslamiyet’in değer verdiği tüm ifadelere karşılık geliyor olması önemlidir. 4 ilahi kitap, 4 halife, 4 büyük melek, Kâbe’nin 4 köşesi gibi uzayıp giden bir listede 4 sayısı ve kare sembolizmine gönderme yapmaktadır. Ayrıca kare insan-ı kâmil olmak için geçilmesi gereken şeriat, tarikat, marifet ve hakikat şeklinde dört aşama, yani dört kapı anlayışına da gönderme yapmaktadır.

Mihrap Ayna Taşı Deseni: Mihrabın iki yanındaki kırık çubuk şekilli bezeme, bir araya gelmiş altıgenlerin silinmiş konturlarından geri kalanların gösterilmesinden ibarettir. Selçuklu tarzındaki bu gizemli bezeme, birleştirilmiş altıgenlerin simgelediği “yaratılan evren” kavramının mihrapla ilişkilendirilmesini sağlayarak, kıble ekseni üzerindeki Kâbe’ye götüren bir geçiş kapısı niteliğindeki mihrabın aracılığında, insanın ibadet vasıtasıyla Allah’a yakınlaşmasını somutlaştırır.

Hayat Ağacı: Hayat ağacı, ebedî hayatın, huzurun ve güvenin habercisi, uzun ömrün ve cennetin sembolüdür. Güçlü kökleri geçmişi, nereden geldiğimizi, gövdesi şimdiki zamanı, yeryüzü ve yaşamı, dalları ise geleceği, yaşamdan sonraki hayatı temsil etmektedir. Caminin alt zemin katında namaz vakitleri dışında halkın ailecek gelerek vakit geçireceği sosyal bir alan oluşturulmuştur. Bu alanda sergi vitrinleri, el sanatları kursları ve yiyecek içecek mekânlarında oturup dinlenme imkânı sağlanmıştır. Bu mekân içerisinde oluşturulan kolon etrafında yer alan havuzdaki suyun dinlendirici ve huzur verici sesi etrafa yayılmaktadır. Nûr sûresi 45. ayette insanın sudan yaratıldığı anlatılır. Havuz üzerindeki cam zemin, yeryüzündeki yaşamı simgelerken kolonun etrafındaki su perdesi, yaşam ile ölüm arasındaki döngüyü vurgular. Tavandaki çok renkli vitray ise ölümden sonraki cennet ve cehennemi simgeler.

Çarkıfelek: Çarkıfelek her şeyin, yüce yaratıcının aşkı ile döndüğünü, semayı ifade ediyor. Coşkunun zirveye ulaştığı anı ve noktayı tarif ediyor. Varlık âleminde atomun etrafında nötronların döndüğünü görüyoruz. Ay dünyanın, dünya Güneşin etrafında dönüyor. Cami kubbesinde yer alan çarkıfelek motifi, varlık âleminde dönüşü simgelemektedir. Çarkıfelek yani bir merkez etrafında sürekli devinim halinde olan süsleme kompozisyonu Türk-İslam sanatlarında çok sık kullanılmıştır. İslamiyet`in zaman ile ilgili kabulü, günümüz bilim anlayışının da kabul ettiği gibi, an gelip geçer ve aynı zamanı aynı yerde aynı şekilde tekrar yaşamak mümkün değildir. Bu eşsiz devingenlik bir düzen içinde devam etmektedir. Bu düzenin varlığı Allah`ın kudretinin de bir göstergesidir.

Çintemani: Kubbede kullanılan çintemani yani üç benek motifi Allah’ın hem bu dünya hem de öbür dünya için himayesini ve korumasını talebi ile ilgili bir semboldür. Gerçek korunma ve himayenin kimden istenmesinin unutulmaması bağlamında, gayret insandan olsa da takdir Allah`tan şeklinde özetlenen fikrin de bir anlamda sembolüdür.

VİTRAY:
Caminin alt zemin katı tavanında yer alan vitray çalışmaları tifany tekniğinde olup, sanatçı Şekip Oğuz tarafından tasarlanarak uygulanmıştır. Renkli camlar desene göre kesilerek kalay kurşun karışımı lehimle bütün parçalar birleştirilerek vitray oluşturulur.

FÜZYON CAM:
On kollu Selçuklu yıldızı içerisinde yer alan Rumî desenlerden oluşan motif cam üzerine işlenerek özel fırınlarda 800-900 C’ sıcaklıkta kalıplara çökertilerek sanatçı Cumali Özdeş tarafından Ahmet Hamdi Akseki Camii için özgün olarak üretilmiştir.

AYDINLATMA:
Kubbe hat ve tezyinatının rahatça görülebilmesi için aydınlatmada tasarım ilkesi olarak avize kullanılmaması tercih edilmiştir. Kubbe kasnağında double focus özellikli ışık kaynağının direkt görülmediği armatürler ile harim alanının aydınlatılması sağlanmıştır. Kubbe aydınlatması; teravih, kandil gibi özel günlerde farklı renk senaryolarına imkân sağlayan armatürler tarafından aydınlatılmaktadır. Caminin doğu batı ve kuzey mahfillerinde kolonlar üzerine yerleştirilen aplikler, aydınlatmanın yanı sıra yüzeyde oluşturdukları efekt ile mekâna görsel katkıda bulunmaktadır. Caminin yan kubbelerinde bulunan yay ışıklıklardan içeri giren gün ışığı ve füzyon camlardan süzülen ışık, mekân içerisinde huzur ve huşu içerisinde ibadet edilmesini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Mahfil katı altındaki tavanlar ve yan kubbede oluşturulan ışık bantları ile mekân içinde endirek aydınlatma tercih edilmiştir. Mahfil katı altındaki havuz tavanların ortalarında ve ayakkabılıklarda kullanılan 8 kollu Selçuklu yıldız motifli armatürler, bu cami için özel olarak üretilmiştir. Cami içi aydınlatmanın yanı sıra dış cephe aydınlatması da önemsenmiş, gece silueti mimarî unsurları öne çıkaracak şekilde aydınlatma tasarımcısı Yaser Ayrım Talu tarafından tasarlanmıştır. Gece aydınlatmasında dikkat çekici unsurlardan bir tanesi, kubbe üzerinde dolunay etkisi, ikincisi ise yay ışıklıkların bulunduğu bölümde hilal görüntüsünün oluşturulmasıdır. Peyzaj içinde kullanılan armatürlerin ise gece ateş böceği gibi algılanması sağlanmıştır. Cami içi ve cephe aydınlatmasında kullanılan armatürlerin seçiminde elektrik sarfiyatının minimumda olması ve uzun ömürlü olmalarına dikkat edilmiştir.

AKUSTİK:

Cami için en önemli unsurlardan bir tanesi ses düzeninin istenilen seviyede sağlanmasıdır. Proje başlangıcında Ender İnşaat, akustik danışmanı Prof. Dr. Mehmet Çalışkan ile çalışma kararı almış, projede kullanılacak her türlü yüzey kaplama malzemesi akustik testlerden geçirildikten sonra kullanılmasına karar verilmiştir. İlk kez Ahmet Hamdi Akseki Camii kubbesi akustik özellikli malzeme ile kaplanmıştır. Duvarlarda kullanılan mermerlerde on kollu Selçuklu yıldız motifi kabartma olarak işlenmiş, yıldız zemini kumlama yapılarak sesin dağılması sağlanmıştır. Füzyon camlarda kullanılan çökertme tekniği de ilk kez bu camide kullanılarak akustiğe katkı yapması sağlanmıştır. Çini karolardaki Selçuklu yıldızını oluşturan kollar yine bu cami için ilk kez kabartma tarzında yapılarak akustik desteklenmiştir. Zemin kattaki mermer eteklerin üzerinde ve mahfil katında bulunan kolon kaplamalarında mikroperfore delikli akustik ahşap kullanılarak sesin yansıma yapması engellenmiştir. Akustik açıdan mimarinin gerekli desteği sağlaması, elektronik ses sistemini başarılı kılmıştır. Prof. Dr. Mehmet Çalışkan hoca ve ekibi tarafından yapılan hesaplamalar sonucu hoparlörlerin güçleri ve mekândaki yerleri tespit edilmiştir. Belirlenen hoparlörler mekân içinde gizlenerek tasarımın bir parçası olmuşlardır. Mekân içinde akustiğe destek veren zemin kaplamasını oluşturan halı, laboratuvar test sonuçlarına göre belirlenen özelliklerde, %100 yerli yün kullanılarak Manisa Demirci’de üretilmiştir.

DANIŞMANLAR:
Tasarım aşamasında Ender İnşaat, konusunda uzman danışmanlardan destek almıştır. İç mekân konseptinin belirlenmesi aşamasında Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Halit Çal, Erciyes Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Başak Burcu Tekin, görüş ve önerilerini Ender İnşaat ile paylaşarak tasarımın şekillenmesine katkıda bulunmuşlardır. ODTÜ’den Prof. Dr. Ali Uzay Peker mihrap üzerinde yer alan motiflerin seçimi ve anlamları konusunda tasarıma katkıda bulunmuştur. ODTÜ’den Akustik Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Çalışkan, yansıtıcı ve ses yutucu malzeme seçimi konusunda görüşlerini bildirmiş ve cami içerisinde ses ölçümleri yaparak ideal ses düzenine ulaşılmasını sağlamıştır. Peyzaj alanı içinde yer alan güneş saati hesaplamaları konusunda Ankara Üniversitesi Uzay Bilimleri Bölümünden Doç. Dr. Birol Gürol yol göstermiştir. Kündekâri kapı tekniği ve desenleri konusunda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Rüstem Bozer’in görüşleri alınmıştır. Çini yapım tekniği ve kullanımı konusunda Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesinden Prof. Dr. Nakış Karamağaralı’nın bilgisinden istifade edilmiştir. Halı rengi konusunda Prof. Dr. Adnan Tepecik hocaya danışılmış ve renk alternatifleri içinden cami içinde ferahlık ve manevi huzur duygusunu oluşturan yeryüzünün yeşili ile gökyüzünün mavisinin karışımı olan turkuaz seçilmiştir.

KÜNDEKÂRİ:
Caminin kuzey taç kapısı 5 metre, doğu ve batı yan giriş kapıları 3.35 cm yüksekliğinde olup, kündekâri ustası Fikret Bürkük ve ekibi tarafından gerçek kündekâri tekniğinde yani hiçbir çivi ve yapıştırıcı kullanılmadan masif ahşaptan yapılmıştır. Kapılarda on açı ve baklava kündekâri teknikleri ilk kez bir arada kullanılmıştır. Dış hava koşullarına dayanıklı bir ahşap olan maun ağacı, ana gövdeyi oluşturmaktadır. Desenleri oluşturan abanoz, akçaağaç ve armut ağacı, farklı renk ve dokularıyla kapılara zenginlik katmıştır. Ahşabın uzun yıllar boyunca hava koşullarına ve böceklere karşı dayanabilmesi için ahşaplara emprenye işlemi uygulanmış, koruyucu malzeme renksiz seçilerek ahşabın doğal rengini koruması sağlanmıştır.

PEYZAJ:
Cami peyzajı, insanları camiye yönlendirerek davet edecek, caminin mimari yapısını güçlendirerek ön plana çıkaracak ve aynı zamanda caminin görsel etkisini kapatmayacak şekilde tasarlanmıştır. Bitkisel tasarımda Ankara iklimine uygun her dem yeşil yapraklı ve ibreli türlerin kendi içerisinde renk ve doku etkisi oluşturacağı kompozisyonlar tasarlanmıştır. Kültürümüzde gülün Peygamber Efendimizi simgelediği bilindiği için peyzaj alanı içerisinde yediveren gül, yoğun olarak kullanılmıştır.